Doyumsuz olan bizler miyiz, onlar mı?
Popüler Haber, 04 Şubat 2018 16:51
Tüketim çılgınlığının çok ciddi boyutlara ulaştığı günümüzde artık lüks tüketimin, temel tüketim anlayışının önüne geçtiğini yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da gözlemlemek mümkün.
Hatırlarsınız –ve zaman zaman da dile getiririz- bizler bir kalem, bir defter ile okula giderdik. Kalemimiz bitmeden yenisi alınmazdı. Maalesef günümüzde ihtiyaç olsun veya olmasın devamlı bir şeyler alınıyor. İhtiyacın ne demek olduğunu çocuklarımız bilmiyorlar. Lakin bunun müsebbibi onlar değil; tek kelime ile ebeveynler…
Çocuklar, gördükleri her şeyi istiyorlar. Anne-baba ise “Ben yokluk çektim onlar çekmesin”, “Beni herkesin içinde mahcup etmesin”, “Ağlayıp beni bunaltmasın” gibi nedenlerle çocuklarının her istediklerini alıyorlar.
Çocuklar sandığımızdan daha çok akıllıdırlar; büyüklerinin (anne, baba, abi, abla) zaaflarını bulup bu zaaflardan faydalanarak kendi istediklerini aldırmak için ellerinden geleni yaparlar. Ağlama, sızlama, inatlaşma gibi yöntemlerle pes ettirip istediklerini yaptırırlar ve başardıkları zamanlarda da pes etmezler; daima aynı yöntemleri kullanırlar.
Toplum olarak maalesef sahip olunan maddi imkânlar kişinin mutlu olmasında önemli bir faktör haline gelmiş bulunmaktadır. Çocuğa “Sana bir sürprizim var” denildiğinde çocuk hemen “Ne aldın bana?” diyebiliyor. Şayet bir şey alınmışsa ya ona dudak büküp “Benim zaten var” diyor, ya da çok kısa bir mutluluk yaşıyor. “Sürpriz” denildiği zaman çocuğun aklına oyuncak veya markalı kıyafet geliyorsa -ki günümüzde böyle olmuş- bunda ebeveynin payı büyüktür. Çocuklarımıza vakit ayıramamanın eksikliğini örtbas etme yoluna gidiyoruz. Bize; ilgi ve sevgimize olan ihtiyaçlarını her istediklerini alarak veya her istediklerine “Evet” diyerek sorumluluklarımızı yerine getirdiğimize inandırıyoruz. Yani çocuklarımızı esasen biz bu hale getiriyoruz…
Peki, ebeveyn nasıl davranmalı?
Öncelikle “Hayır” demeyi bilmek ve sonrasında kararlı olup süreci devam ettirmek gerekir. Başta “Hayır” denilip kısa bir süre sonra “Peki, tamam” denilirse ikinci bir ‘hayır'ın bir hükmü kalmaz. Anne-babanın bu konuda farklı düşünüp farklı davranması durumunda çocuk, işine gelen taraf hangisi ise onun arkasına saklanır ve bu tutarsız ortamda ‘hayır'ın hiçbir anlamı kalmaz.
Çocukların yaşları ile beraber istekleri de büyür. Ebeveyn bir gün istediklerini yapamayacaklarını düşünerek, ileride bir çatışma ortamına yani gerginlik ve mutsuzluğa neden olabilecek zeminler hazırlamamalıdır. ‘Hayır'ı bilmeyen çocuk ileride farklı sosyal ortamlar içerisine girecek ve herkesin onun isteklerine cevap vermediğini görecektir. Bu da hayal kırıklığına içe kapanıklığa sebep olacaktır. Yenilgi ve reddedilme duygusuyla çöküntü ve bunalım yaşayacaktır.
Sınır
koymak gerçek anlamda önceliğin bazı temel ihtiyaçlar olduğunu anlamasına ve
bütçesini ayarlayabilmesine olanak tanır. Böylelikle imkânların sınırsız
olamayacağını da anlar.
‘Hayır'ı öğrenen çocuk istediği her şeyi alınmadığında –alınamadığında- da
mutlu olmanın mümkün olabileceğini, mutluluğun maddiyatla eşdeğer olmadığını
öğrenir. “Sana bir sürprizim var” dediğimizde o sürprizin bir parka gitme fikri
ya da ailece yapılan bir yürüyüş olduğunu söyleyip aslında ona ayıracak bir
vaktin olduğunu, yani ona değer verdiğimizi göstermiş olacağız. Güzel bir
davranışın ödülü bir “Aferin” olabileceği gibi, bir anne öpücüğü, bazen de bir
dondurma veya bir sakız olabilmeli. Ve böylece çocuk küçük, kolay ya da maddi
bir külfeti olmayan ödüllerle mutlu olmayı öğrenecektir İnşallah. Aksi takdirde
her istediklerine “Evet” diyerek kendi ellerimizle -Allah muhafaza- doyumsuz ve
mutlu olmayı bilmeyen çocuklar yetiştirmiş oluruz.
Bir psikolog “Çocuğunuzun ‘hayır' cevabınızla hissettiği hayal kırıklığı çabuk geçer; ama şımarıklık kalıcıdır” demişti. Sizce de öyle değil mi?
Özellikle çalışan kadınlar çocuklarına çok vakit ayıramadıklarını, onlarla yeterince ilgilenmediklerini düşünürler ve kendilerini vicdanen rahatlatmak için çocuklarının her isteğini yerine getirirler. Çocuklarına ayıramadıkları vakitlerini maddiyatla kapatma yoluna giderler. Aynı şey ev işi, misafir, gezme ya da başka bir takım nedenlerden ötürü çocuğunu ihmal eden anneler için de geçerli olabiliyor. Çocuğun asıl istediği/beklediği pahalı bir oyuncak ya da türlü türlü yemekler/abur cuburlar değil; anne-babasının ilgisi, sevgisi ve ona ayırdıkları zaman dilimidir. Annenin ilgisinden mahrum olan çocuğa her istediğinin alınması, o çocuğun gözünde anneyi ‘iyi bir anne' yapmıyor. Tam tersine çocuğa doyumsuz, şımarık ve hırçın bir çocuk olma özelliği kazandırıyor.
Bazen ebeynler çocuğun her istediği olunca mutlu olur, düşüncesine kapılıp yanılgıya düşerler. Yapılan bazı araştırmalar aşırı hoşgörülü, kural koymayan, her istediği yapılan aile çocuklarının yetişkinlikte mutsuz ve doyumsuz olduklarını gösteriyor. Katı ve aşırı baskıcı tutum kadar aşırı hoşgörülü –ki bu hoşgörüden ziyade boş görü olur- tutumun da çocuğa çok zarar verdiği uzmanlar tarafından sürekli söylenmektedir. Kuralsız bir aile ortamında çocuk kendisini güvende bile hissetmeyecektir.
Evet, her noktada kanaatkâr ve itidalli bireyler yetiştirmek isteyen bir anne, işe yemekten başlayabilir! Önüne türlü çeşit yiyeceği koymasına rağmen çocuğuna yemek beğendiremeyen annelerin sitemkâr tutumlarına hemen her zaman şahit olmaktayız. Oysa yapılan yemekler ve ikram edilen meyveler vasıtasıyla çocuğu küçük yaştan itibaren tefekküre, teşekküre ve şükre alıştırmak; yediğinden lezzet ve şifa almasını sağlamak biz annelerin elinde. Küçük birkaç dokunuşla ve hikmetli birkaç sözümüzle hem midesini hem de ruhunu doyurabiliriz inşallah…
Doğruhaber
Popüler Haber, 04 Şubat 2018 16:51
Yorumlar (0)

Zemheri ne demek Ne zaman başlar

Karanfilin faydaları ve kullanım şekli

Dengesiz ve Kararsız Anne-Baba Tutumunun olumsuz etkileri

Kaygıyı yok eden en basit yol: 4-7-8 tekniği zihni rahatlatıyor - 5

Boğazdaki asit reflüsünden kurtulmanın doğal yolları

Sinüzit Nedir Belirtileri Nelerdir?

Yaşlılar, susadıklarını hissettiklerinde aslında uzun bir süre susuz kalmış oluyorlar!

Sirkenin bilmediğimiz faydaları

Neden bazıları daha sık ve kolay hastalanır

Hangi yaşa geldiğimizde kendimizi artık genç hissetmiyoruz

Evinin odasında üretiyor, 5 ülkeye gönderiyor

Kış aylarında açık havada spor yaparken dikkat

Düşünceler insanı hasta eder mi?

Osmanlı saray mutfağından günümüze miras, İmaret Çorbası

Gübreye alternatif ürün Antalya'da geliştirildi! Bitki gelişimini üst seviyeye çıkarıyor

Çocuklarınıza Göstereceğiniz İlginin Önemi

Akıllı saatlerdeki gizli tehlike

Negatif düşüncenin gücü: Nosebo etkisi nedir?

stres ve stres yönetimi

çocuklarda parmak emme ve yapılması gerekenler

Vücutta karıncalanma neden olur?

Kadın mimar eli değmiş yenilikçi bir cami: Zebun Nessa

Hangi pekmez neye iyi gelir?

Uykuya dalarken ani sıçrama hissi neden olur?

Konya yöresel yemeklerinden nefis papara yemeği

Oyun Oynarken İşitme Duyusunu Kaybetti, Şimdi Herkese Örnek Oluyor

Düdüklü tencere neden patlar

Hurma ceviz ikilisinin inanılmaz faydaları

0-3 yaş çocuklarda sağlıklı bir uyku düzeni için 11 öneri

İlik nakline enzim tedavisi alternatif olabilir mi?

Ne balık ne ceviz! Beyin sağlığı için bilim insanları bunu öneriyor

Türkiye obezitede kaçıncı sırada

Tetanoz aşısı hangi durumlarda yapılır?

Neden Çok Yorgunuz

Huzursuz bağırsak sendromunun nedeni stres olabilir

Seyahat Edin Sağlıklı Kalın

Bebeklerde Oluşan Pişiklere Çözümler

Sıcak havalarda kalp sağlığını korumak için 5 yöntem

Çocuklar Neden Sınırlara İhtiyaç Duyarlar?
